Yayla Göçü

Yayla göçümü günümüzde daha çok gezi amaçlı ve sadece bir kaç aile tarafından yapılmakta olup geçmişte görenekler dahilinde uygulanan mevsimlik bir göçtü. Toplu halde en son yayla göçü 1986? yılı ilkbaharında yapılmıştır. Yayla göçü için köy büyükleri tarafından her yıl mayıs ayında belirli bir gün tayin edilirdi ve bugüne kadar göçerler hazırlıklarını yaparlardı. Kavut öğütülür, külçe olarak tanımlanan nohut unundan yağlı ekmekler yapılır, yayla evinde kullanılacak olan sergiler, kazanlar, tencereler, turfanlar, yiyecek ve içecekler hazırlanırdı.

Yayla göçünün gerçekleşeceği sabah, sabah namazını müteakip eşekler semerlenir, yükler vurulur, çocuklar eşeklere bindirilir ve yaylaya götürülecek olan keçi ve sığırlar kafilenin önüne alınıp yaya olarak yaylaya çıkılırdı. Çok eski yıllarda yeni gelinler gelinlikleriyle atlara bindirilerek yaylaya götürülürken bu gelenek sonradan terkedilmiştir.

Yaylalara varılınca eşeklerin yükleri alınır, evler tamir edilir, sergiler serilir, keçiler, sığırlar yayla meydanına salınır, çocuklar doyurulduktan sonra köy halkı dinlenirken külçeler ve pekmez veya şekerle harmanlanan kavutlar yenilirdi. Başta genç kızlar olmak üzere bir kısım köylüler ise bu seromoni için Kavut Taşı’na çıkardı. İlk günün akşamından itibaren köyün gençleri kuru pürleri yayla meydanında biriktirir ve her gece devasa meydan ateşleri yakılırdı. Meydan ateşi etrafında toplanan köylüler sohbetler eder, oyunlar oynar, günün yorgunluğunu atarlardı.

Gündüzleri eğlenmek için cıncırıklar kurulur, çocuklar eğlenirdi. Ayrıca, akşam yemeği için göbek mantarları toplanır, yemekler yapılırdı.

Bazı akşamlar köyün ileri gelen avcıları güme avına giderler, avladıkları tavşanlardan yaptıkları arabaşı çorbalarından komşulara ikram ederlerdi. Bunu zaman zaman avladıkları keklik etleriyle de yaparlardı.

Köylünün kış mevsiminde yakacağı odun ihtiyacını karşılamak için köyün gençleri gün aşırı eşeklerle köye odun götürürlerdi.

Harman vakti geldiğinde ise yayladan köye dönüş yapılırdı.

 


 

Hüseyin ÜSTÜN:

“Yaylaya gidiş-gelişler, çeşme başlarında ki molalar hayvanların(eşeklerin dinlenmesi ve otlaması), azıkların birlikte birleştirilerek yenmesi bambaşka bir heyecan, bir eğlence; çalı toplama, kırma, yapma, ağaç kesme(maalesef yakacak ihtiyacını o şekilde karşılamak suretiyle ormanlarımız yok ediyorduk-tabii ki çaresizlikten yokluktan) bir meşakatti.”

 


 

Not:Metne katkı sağlamak isteyen hemşerilerimizin buradan iletişime geçmesi rica olunur.